Zekât

Zekât (Arapça: الزكاةٌ), servet yığılmasını önlemek ve fakirliği ortadan kaldırmak için konulmuş İslamî hükümlerden biridir. İslam fıkhında zekât, malın belirli bir miktarının belirlenmiş kimselere verilmesi anlamına gelir. Füru-u dinin bir parçası olarak zekât, malî-ibadî bir yükümlülüktür. Dinî kaynaklar zekâtı namaz ve cihatla birlikte zikrederek onu İslam'ın beş esasından biri konumuna yerleştirmiştir. Kur'an-ı Kerim'de zekâttan 59 defa, hadis kaynaklarında ise yaklaşık 2.000 defa söz edilmiştir.

Zekât iki kısımdır: Fıtır bayramında verilen beden zekâtı (fitre) ve dört tür hububat, hayvanlar ile nisap miktarına ulaşan nakit üzerinden alınan mal zekâtı.

"Zekât" kelimesi "z-k-v" kökünden gelir; temizlenme, arınma ve bereket anlamlarını taşır. Fıkhî terim olarak zekât, belirli malların nisap miktarına ulaşması hâlinde belirlenmiş kimselere verilmesidir. Bu yükümlülük malın temizlenmesini ve kişinin manevi arınmasını hedefler.

Zekât, 29 surede 56 ayette geçmekte ve çoğunlukla namazla birlikte zikredilmektedir: "Onlar zekâtı verenlerdir" (Mü'minûn, 4). Yaklaşık 1.980 hadis zekâtın önemini, manevi arınmayı, ilahi rızayı ve toplumsal refahı vurgulayarak ele alır.

Zekât dokuz şeye taalluk eder: buğday, arpa, hurma, kuru üzüm, altın, gümüş, deve, sığır ve koyun. Her bir kalem için mülkiyet süresi ve nisap miktarı gibi belirli şartlar aranır.

Tevbe suresi 60. ayet zekâtın sekiz sarf yerini belirlemiştir: fakirler, miskinler, zekât memurları, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlar, hürriyetine kavuşmak isteyen köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar.