Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.
Selam olsun size ey Peygamber'in Ehl-i Beyt'i, risalet'in karargâhı, meleklerin uğradığı kimseler; vahyin iniş yeri, rahmet madeni, ilim hazinelerinin kaynakları, hilimin nihayeti, bağışın kökü, ümmetlerin yöneticileri, iyilerin mücevheri, seçkinlerin direği, kulların önderleri, beldelerin temel taşları, iman kapıları, Rahman'ın emanetdarları, Peygamber'in öz soyu, ilahî elçilerin göz nuru ve resullerin yakınları! Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun sizlere ey hidayet imamları, karanlıkların nurları, takvanın parlak nişaneleri, kâmil akıl ve bilinç sahipleri, halkın sığınakları, peygamberlerin varisleri, üstün örnekler, güzel davetçiler, Allah'ın dünya ve ahiret ehline ve ilk mahlûklara olan hüccetleri! Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun sizlere ey Allah'ı tanımanın yolları ve Allah'ın bereketinin odakları, Allah'ın hikmetinin kaynakları, Allah'ın sırlarının koruyucuları, Allah'ın kitabının muhafızları ve Peygamber'in vasileri ve Resulullah'ın soyu! Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun insanları Allah'a davet eden imamlara, rızasının kılavuzlarına, emrinde bulunanlara, muhabbetinde son mertebeye erişenlere, ihsanla tevhidine sarılanlara, emir ve nehiylerini aşikâr kılanlara ve emrine uyup Hak'tan önce bir şeyi dile getirmeyen tertemiz kullara! Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun (Hakk'a) davet eden imamlara, hidayetçi olan önderlere, koruyucu ve destekçi velilere. Selam olsun siz zikir ehline, emir sahiplerine, Allah'ın yeryüzünde seçtiği halifelerine, O'nun seçkin kıldığı kendi hizbine, O'nun ilim çeşmelerine, O'nun hüccet ve nuruna; Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Allah'ın kendi hakkında şahadet ettiği gibi (ben de) şahadet ederim ki Allah'tan başka bir ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Nitekim melekler ve ilim sahibi yaratıkları da buna şahadet etmekteler. O'ndan başka bir ilah yoktur; O güçlü ve hikmet sahibidir. Şahadet ederim ki Muhammed O'nun seçkin kulu ve beğenilmiş elçisidir. Müşrikler bunu istemese de Onu hidayet ve hak din üzere ve bütün dinlere galip gelsin diye göndermiştir.
Yine şahadet ederim ki sizler değer ve hidayet sahibi masum imamlarsınız. Allah'a yakınlaştırılmış, muttaki, sâdık, seçkin ve O'na itaat eden, O'nun emrini tamamen yerine getiren, O'nun iradesine uyan, ikramını kazanan önderlersiniz. Allah sizi bilerek seçmiş, gaybının bilgisini size bahşetmiş, sırrını bilmekle sizi seçkin kılmış ve kendi kudretiyle sizi değerlendirmiştir. Kendi hidayetiyle size izzet kazandırmış, kendi burhanıyla (mucize ve kerametleriyle) sizi özgün kılmış, kendi nurunu size bahşetmiş ve kendi ruhuyla sizi desteklemiştir. Yeryüzünde sizlerin halife olmanızı, kullarına hüccet ve dinine yardımcı olmanızı, sırrını koruyanlar, ilmini taşıyanlar ve hikmetinin emanetdarları, vahyinin açıklayıcıları, tevhidinin erkânı, yaratıklarına şahitler, kullarına nişaneler, beldesinde ışık ve yoluna delil olmanızı istemiştir.
Allah sizleri sürçmelerden korumuş, fitnelerden emanda kılmış, kirlerden temizlemiş, her türlü pisliği sizlerden uzaklaştırmış ve sizleri tertemiz kılmıştır. Siz de O'nun yüceliği karşısında tazim (ululama) ettiniz, şanını yüce bildiniz ve nimetini övdünüz. O'nu sürekli andınız, ahdını muhkemleştirip (sağlamlaştırdınız), kulluk bağını sağlamlaştırdınız ve O'nun rızası için açık ve gizlide müminlerin hayrına çalıştınız; hikmet ve güzel öğütle O'nun yoluna çağırdınız; O'nun rızası yolunda nefsinizden geçtiniz ve O'nun muhabbeti uğruna uğradıklarınıza sabrettiniz. Namazı dosdoğru kılıp, zekâtı verdiniz; marufa emredip, münkerden sakındırdınız. Allah uğruna hakkıyla cihat edip, O'nun davetini ilan ettiniz; farzlarını açıkladınız ve hadleri (şer'i hüküm ve cezaları) ikame edip, belirlenen hükümlerini beyan ettiniz; sünnetine uyup, O'nun rızasına yöneldiniz, kaza ve takdiri O'na bıraktınız ve geçmiş peygamberleri tasdik ettiniz. Öyleyse sizi bırakıp başkasına yönelen sapar; size sarılan Hakk'a kavuşur ve hakkınızı çiğneyen ise, zevala uğrar.
Hak sizinledir ve sizdedir, sizdendir ve size yöneliktir; siz hakkın sahibi ve kaynağısınız. Peygamberlik mirası sizdedir, halk sizin kapınıza gelir ve onların hesabı sizin üzerinizdedir. Hakkı batıldan ayıracak kesin hüküm sizin yanınızdadır; Allah'ın nişaneleri sizdedir, O'nun hükümlerini bildirecek olan sizsiniz; O'nun nuru, açık delili sizin yanınızdadır. Emri size açıklanmıştır.
Size dost olan Allah'a dost olur ve size düşman kesilen Allah'a düşman kesilir. Sizi seven Allah'ı sever, size karşı kin besleyen Allah'a kin besler. Size sarılan Allah'a sarılır. Sağlam yol ve fena yurdunun şahitleri ve bekâ yurdunun şefaatçileri sizsiniz. Kesintisiz rahmet, korunmuş nişane, mahfuz emanet ve insanların imtihan edildikleri kapı sizsiniz. Kim size geldiyse kurtuldu ve size gelmeyen helak oldu. Siz, Allah'a doğru çağırıyorsunuz ve O'na yönlendiriyorsunuz, O'na iman edip O'na baş eğiyorsunuz, O'nun emrine uyup yoluna halkı irşat ediyorsunuz ve O'nun sözüyle hüküm veriyorsunuz.
Sizinle dostluk bağı kuran saadete erer ve size düşman olan ise kurtuluş yüzü görmez; sizi inkâr eden hüsrana uğrar ve sizden ayrı düşen sapıklığa duçar olur; size sarılan kurtulur, size sığınan güven kazanır, sizi tastik eden selamete kavuşur, size uyan hidayete erişir; size tabi olanın cennettir yeri, size karşı gelenin cehennemdir yuvası; sizi inkâr eden küfre sapar, sizinle harbeden şirke düşer, sizi reddeden cehennemin en alt tabakasında yanar.
Şahadet ederim ki bu ilahi irade önceden vardı ve bundan sonra da var olacaktır. Şahadet ederim ki sizlerin ruhlarınız ve nurlarınız birdir; tertemiz ve pâksınız ve hep birbirinizdensiniz; Allah sizleri nur olarak yarattı ve arşın etrafına yerleştirdi; sonra Allah bizlere ihsanda bulunup, minnet edip, yücelmesini ve kendi isminin anılmasını istediği evlere yerleştirdi sizleri. Bizlerin size salât göndermemizi; sizlerin velayetinizi taşımak nimetini yaratılışımız için esenlik, nefsimiz için temizlik, bizler için arınma ve günahlarımız için kefaret kıldı. Böylece bizler Allah yanında sizlerin faziletlerini itiraf edenler ve sizlerin ilahî makamınızı tasdik edenler olarak tanındık. Allah'tan, sizleri hiç bir kimsenin ulaşamayacağı; kimsenin sizinle yarışamayacağı; erişmeyi arzu edemeyeceği keramet kazananların en üstün mertebesine ulaştırmasını; mukarreblerin en mükemmel makamına eriştirmesini ve mürsellerin en yüce derecelerine ulaştırmasını istiyorum. Öyle ki sizin imamet makamınızın yüceliğini, mevkinizin azametini, şanınızın üstünlüğünü, nurunuzun tamlığını, menziletinizin güzelliğini, makamınızın sebatını, yerinizin şerefini, Allah yanındaki mertebenizi, O'nun yanındaki değerinizi, O'na olan özelliğinizi ve O'na yakınlığınızı tanımayan, bilmeyen hiç bir mukarreb melek ve mürsel peygamber kalmasın. Bu makamınıza şahid, ne bir âlim, ne bir cahil, ne bir mümin, ne bir facir, ne bir inat eden tağut, ne bir azgın şeytan ve ne de bu mertebeler arasında bilinç sahibi bir mahlûk kalmasın.
Babam, annem, ailem, malım ve yakınlarım size feda olsun; Allah'ı ve sonra sizleri şahid kılıyorum ki ben, size ve sizin inandıklarınıza iman etmişim; sizin düşmanınıza karşıyım ve sizin reddettiğiniz şeyleri ben de reddediyorum; sizin makamınıza arifim ve size karşı gelenlerin sapıklıkta olduklarını biliyorum. Sizin dostlarınızın dostu ve düşmanlarınızın düşmanıyım; sizin hakkınıza riayet edene ben de riayet ederim; sizinle savaşanla savaşırım; sizin hak bildiğinizi hak bilirim ve sizin batıl bildiğinizi batıl bilirim; size itaat ediyorum, hakkınıza arifim ve faziletinize ikrar ediyorum. İlminizi taşıyorum, ahdinize bağlıyım, sizlerin makamınıza inanıyorum, gelişinize iman ediyorum, dönüşünüzü tasdik ediyorum, emrinizi bekliyorum, devletinizin arzusundayım, sözünüze bağlıyım, emrinize amel ediyorum, sizlere iltica etmişim, ziyaretinize gelmişi ve kabrinize sığınmışım. Sizi Allah azze ve celle yanında kendime şefaatçi kılmışım; sizin hürmetiniz için Allah'a yakın olmak istiyorum; her zaman ve her işimde kendi hacetlerimin, isteklerimin reva olması için sizleri (Allah huzurunda) aracı kılmışım; sırrınıza ve aşikâr makamınıza iman etmişim; sizlerin hazır olanınıza da, gaybette olanınıza da, evvel ve sonuncunuza da iman etmiş ve bütün işleri sizlere havale etmişim; bütün hallerimde sizlere boyun eğmişim; kalbim sizlere teslim olmuştur; görüşüm size tabidir ve yardımım sizin için hazırdır. Umudum şudur ki Allah sizin vasıtanızla dinini ihya eder; sizleri kendi istediği günlerde geriye çevirir ve adaleti ikame etmek için sizleri yeryüzünde galip kılar. Ben sizinleyim, size desteğim, sizden başkasıyla değilim. Sizlere inanmışım ve sonuncunuzu da ilkinizi sevdiğim gibi severim.
Sizin hakkınızı inkâr eden, velayetinizden çıkan, mirasınızı gasbeden, sizler hakkında şüpheye düşen, sizden ayrılan düşmanlarınızdan, tağuttan ve şeytandan ve onların zalim hiziplerinden Allah'a sığınıyorum. Sizin dışınızda olan her vasıta ve önderden, ateşe çağıran imamlardan O'na sığınırım. Allah'tan istiyorum ki yaşadığım müddetçe beni sizin velayetiniz, muhabbetiniz ve dininiz üzerine sabit kılsın; size itaat etmeğe beni muvaffak etsin; sizin şefaatinizi bana nasip etsin ve beni sizin en seçkin dotlarınızdan, sizin davetinize uyanlardan, sizin izinizi takip edenlerden, yolunuzdan gidenlerden, hidayetinizle hidayet bulanlardan, zümrenizde mahşere gidenlerden, dönüşünüzde dönenlerden, davetinizde mevki kazananlardan, huzur döneminizi görenlerden, sizin güçlü döneminizde eli açık olanlardan ve sizi görmek şerefine kavuşanlardan etsin.
Babam, annem, nefsim, ailem ve malım sizlere feda olsun! Allah'a kavuşmak isteyen size gelmelidir; tevhidi bilenler bunu sizden öğrenir ve O'na yönelmek isteyen sizin kapınıza gelir. Ey benim Mevlalarım! Sizin güzelliklerinizi söylemekle bitiremem; sizi methetmekle hakkınıza varamam ve sizin vasfınızı söylemekle değerinizi açıklayamam. Sizler seçkinlerin nurusunuz, iyilerin hidayete eriştirenlerisiniz ve Allah'ın hüccetlerisiniz; Allah sizinle yaratılışı başlatmış ve sizinle de bitirecektir. Sizin sebebinize Allah yağmur yağdırır ve sizin hürmetinize Allah göğün yere düşmesini önler, meğer kendi izni olsun ve sizin hürmetinize Allah zorlukları giderir ve müşkülleri bertaraf eder; sizin yanınızdandır elçilerin indirdiği ve meleklerin getirdiği hükümler sizin yanınızdadır. Ruhul Emin (Cebrail) sizin ceddinize (Hz. Ali'nin (a.s) ziyaretinde "ceddinize" yerine "kardeşine" kelimesi söylenilir) inmiştir. Allah hiç bir kimseye vermediği makamı size vermiştir; her şerefli sizin şerefiniz karşısında boyun eğer; her büyük size itaat eder; her güçlü size, faziletiniz için huzu eder; her şey size nazaran hakirdir; yeryüzü sizin nurunuzla aydınlanmış ve kurtuluşa erenler sizin velayetinizle kurtuluşa erişilir; sizin vasıtanızla Allah'ın rızasına kavuşulur ve sizin velayetinizi inkar edene Allah gazap eder.
Babam, annem, kendim, ailem ve malım size feda olsun. Sizin anınız diğer anılarla, isimleriniz diğer isimlerle, bedeniniz diğer bedenlerle, ruhunuz diğer ruhlarla, eserleriniz diğer eserlerle ve kabirleriniz diğer kabirlerin yanısıradır. Oysa sizin isimleriniz ne tatlıdır! Ve nefisleriniz ne değerli ve makamınız ne büyük, mertebeniz ne yüksek ve ahdiniz ne de sağlamdır! Ve va'dınız ne de doğrudur, kelamınız nurdur, emriniz olgunluk, vasiyetiniz takvadır, işiniz hayır, adaletiniz ihsan, yaratılışınız kerem ve büyüklük; şanınız hak, doğruluk ve yumuşaklıktır; sözünüz kesin hükümdür, görüşünüz ilim, hilim ve bilinçtir (yakindir).
Hayırdan söz edildiğinde, hayırın başlangıcı, kökü, dalı, kaynağı, barınak ve sonucu sizin olduğunuz görülür. Babam, annem ve kendim size feda olayım. Sizi nasıl öveyim ve karşılaştığınız güzel imtahanları sayayım; Allah sizin sebebinizle bizi zilletten çıkardı, kederlerimizi giderdi, helak olmanın ve ateşin eşiğinde iken bizi kurtardı. Babam, annem ve kendim size feda olayım. Allah sizin velayetinizin sayesinde bize dinin nişanelerini öğretti ve dünyadaki bozukluklarımızı düzeltti. Sizin dostluğunuz sayesinde büyük tevhid nimeti tamamlandı ve ikiye ayrılma yerine kaynaşma oldu. Sizin velayetiniz sebebiyle farz itaatlar kabul olur ve Kur'an'da farz kılınan dostluk size aittir. Yüksek dereceler, övülmüş makam ve Allah azze ve celle yanında belirlenmiş yer, büyük mertebe ve kabul olan şefaat size aittir.
Ey Allah'ım! Biz, nazil ettiğine iman ettik ve resulüne uyduk. Öyleyse bizi tanıklardan yaz. Ey Rabbimiz! Bizi hidayet ettikten sonra kalbimizi batıla doğru eğme; kendi yanından bize rahmet ihsan et; gerçekten sen çok bağışlayansın. Rabbimiz her türlü eksiklikten uzaktır, Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşir.
Ey Allah'ın velisi! Benimle Allah azze ve celle arasında öyle günahlar var ki sizin rıza ve hoşnutluğunuz olmasa asla bağışlanmaz. Öyleyse sizi kendi sırrına emin kılan, halkın işlerinde sizi önder kılan, itaatinizi kendi itaatine dâhil eden Allah'ın hakkı hürmetine benim günahlarımı bağışlamasını isteyin ve benim şefaatçilerim olun. Ben size itaat edenim; kim size itaat etse, Allah'a itaat etmiş olur ve kim de size karşı gelse, Allah'a karşı gelmiş olur; sizi seven Allah'ı sevmiş olur ve size buğzeden Allah'a buğzetmiş olur. Allah'ım! Eğer ben Muhammed ve onun seçkin, beğenilmiş Ehli Beyt'inden sana daha yakın olan birisini bilseydim, onu sana şefaatçi kılardım. Öyleyse kendi üzerine farz kıldığın onların hakkı hürmetine Sen'den istiyorum ki beni, onları ve onların haklarını tanıyanlardan yap ve onların şefaatiyle merhamete kavuşanlardan karar kıl. Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Ey Allah! Muhammed ve onun pâk Ehli Beyt'ine rehmet ve çok selam gönder. Allah bize yeter, O ne güzel sahiptir.